Günlük, düzen, biriktirme

Hayatta para dahil hiçbir şeyi düzgün tutamadım, biriktiremedim. Birtek eski anıların olduğu bir poşet, birde özel bir kutu çok ilginç biçimde yaşamayı başarıyor. Sanırım bu günlüğü de o yüzdne tutuyorum, hayatta hiçbir eşyaya fazla değer vermedim, ama unutmak istemediğim şeyler var. Bu blog’u başkalarının okuması için değil, benim unutmamam için yazıyorum.

Günlük tutmayı beceremediklerimin başında geliyor. Zaten el yazım tuttuğum günlüğün sonradan okunmasını imkansız hale getirirdi. Bu yaz folklor kulübüyle birlikte otobüsle ispanya’ya gidip geldiğimizde Dağlar ile birlikte bir günlük tuttuk. Aslında bizim günlüğümüz ama biz tutmadık, başkalarına tutturduk. Böylece, günlük tutamayan benim bir günlüğüm oldu🙂 başkalarının bizim hakkımızda yazdıklarından oluşuyor.

Bilgisayar çocuğuyum ben, yazı yazmayı bilmezken dos’ta oyun açmayı öğrenmiştim. Daha doğrusu elimde oyun açmak için gerekli olan komutu bilgisayara geçirmeye çalışıyordum.

İlk günlüğümü de bilgisayarda tutmaya çalıştım. O zamanlar PW diye bir program vardı, şimdilerin Word’ü oluyor. Disketlere kaydettiğimiz dönemden bahsediyorum. Tabii ki sadece 1 gün vardı o günlükte, o da kayboldu🙂

Aslında bir blog’um daha var, bir arkadaşımla birlikte tutmaya yeltendik. Genel olarak insanların beğendiği, sahip olmak istediği “farklılık” konseptinin eninde sonunda dönüp nasıl göte girdiği üzerine bir blog idi.

Neyse konuya gelelim, bir yaşlı adamın gizli defterine hoşgeldiniz. Burada sizin de kalbinizi ısıtacak hikayelerle sıcak saatler geçirmenizi sağlamak istiyorum. sıcak, çok sıcak, daha da sıcaaak olacak. Ow yeahh. Dub dis dub dis..

Ha hatırladım, pek iyi bir yazar sayılmam. Sadece istediğim zaman iyi yazabiliyorum, onun için de zaman gerekiyor. Genellikle çok uykum varken yazarım çünkü ancak o zaman yazmaya başlayabilirim.

İlk hikayemi babaannemin bir öğretmen arkadaşı sayesinde yazmıştım. Yazmayı düşündüğüm bir hikayeyi görüp (ki ben ilkokul 2 ye gidiyordum), ilkokul 5’deki öğrencilere dağıtmak üzere bir kitap hazırlamamı istemişti.

Hayatımdaki ilk anlaşmayı da o zaman yaptım. O kitap için bir para aldım ve eğer kitabı teslim etmezsem o parayı geri verecektim.

İnsanlar benden birşey beklerken, kendimi zorunlu hissederken birşey yapmayı hiç sevmedim. Genelde de yapamam. O kitabı da yazmadım, parayı da kimse geri almadı🙂 Ama hikayeyi hala hatırlıyorum. Babaanem ingilizce öğretmeni olduğu için yabancı bir arkadaşı bizde kalmıştı. Çocuğunun adı Adam’idi. “Bildiğimiz ADAM gibi mi yazılıyor?” .. Bu sorumu hala hatırlıyorum🙂

Neyse hikayemde de Adam adında bir çocuk Comodore da oyun oynarken oyun evrenine giriyor, bir transformatör (!) aletinden geçtikten sonra üstün güçlere sahip oluyor. (çünkü o oyunda herkesin üstün gücü var ama Adam küçük bir çocuk (ben ben ben !!) olduğu için öyle güçleri yoook. yaaaa !!) Bu güçler sayesinde uzay gemileriyle savaşıyor, (bir nevi starwars ve spacejam karışımı yapmışım :)) parçalanan uzay gemisi uzay fizyonu sayesinde (salla babam salla, bu aletin adını da babamın anlattığı bir masaldan almıştım) tekrar toparlanıyordu. Bir nevi 1 hakkım giderek oyuna devam ediyordum.

En sonunda herşeyin bir rüya olduğu ortaya çıkıyordu ama uyandığımda o rüyadan kalma bir hatıram oluyordu. (şimdi hatırlamamakla beraber muhtemelen bir iz, bir eşya veya commodore ekranında bir mesajdı)

Eh, şimdi izlediğimiz çoğu film senaryosuna benziyor aslıdna🙂

Peki ne demek istiyorum? Bu blog çoook çok kısa sürebilir, daş düşebilür ayu çıkabilür.

2 thoughts on “Günlük, düzen, biriktirme

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s